El Clasico Öncesi Mesajlar

on 21 Kasım 2010 Pazar
Şu bir gerçek ki önümüzdeki hafta oynanacak olan Barca-Madrid maçının sonucu La Liga'daki diğer 18 dakımı hiç ilgilendirmiyor. Onlar patlamış mısırlarını alıp güzel futbol izlemek için bu maçı film izler gibi izlerler.
Barcelona üçüncü Valencia ya 7 puan fark atmış durumda. Bu fark daha oynanacak 26 maç olan bir lig için fazla mı ? Hayır. Kapanmayacak bir fark mı ? Bir futbolcu deyişiyle "3 puanlı sistemde" elbette kapanabilir.
Gelgelelim durum biraz farklı. Barcelona ve Real oynadıkları futbol ile ligi ilk 2 ve son 18 olarak ikiye bölüyorlar..


Dün Barcelona Almeria'yı darmadağın ettiğinde Pep'in "çok sevdiğim arkadaşım" dediği Almeria hocası Lillo'ya kapı gösterildi.
Messi hat-trick ile 13 golle gol krallığına yükseliyor. Bu krallık yaklaşık 20-30 dk sürüyor. Ronaldo hat-trick ile cevap verip 14 gole ulaşıyor. Ligin daha 12. haftasındayız ve gol krallığında iki tane anormal insan var.
Lorente,Rossi,Nilmar'a yazık gerçekten.
Şu an bu ikilinin performanslarını değerlendirmek için Baros'un 2 sene önceki performansını hatırlayın.
O sene sonunda gol krallığı listesinde ilk sırada yerini almıştı, sadece(!) 20 golle.

Dün maç sonu açıklamalarında doğal olarak hafta sonu oynanacak derbi ile ilgili sorular soruldu. Guardiola "Bugün kimseye mesaj vermedik" dedi. Klasik Guardiola.
Ronaldo "8 gol umrumda değil" dedi. Bu da klasik Ronaldo.

Haftaya İspanya'nın en önemli maçını izleyeceğiz. Takım performansları baz alındığında şu an dünyanın en önemli 2 takımının maçı diyebiliriz. Her El Classico öncesi 2 takımdan biri az da olsa öne çıkardı. Favori seçemiyorum ben bu derbide. Maç Nou Camp'ta, ancak bu yüzden Barca yarım adım önde olabilir, daha fazla değil.

Hat-trick yaparak birbirlerine mesaj yollayan yıldızların kapışmasını izleyeceğiz, daha ne olsun.

Hollanda Maçının Gösterdikleri

on 17 Kasım 2010 Çarşamba


Az önce Hiddink'in "yeni" takımını izledik. Yeni kelimesini çok rahat kullanabiliriz zira Serdar, Selçuk, Umut, Burak gibi oyuncuları ilk 11de izledik.

Bu maçta da, tıpkı diğer süper lig ve milli maçlarda olduğu gibi geriye doğru fazla pas yapma isteği (bunun rakibin sıkı presiyle karşılaşınca ve üstüne baskı altında oyunu açacak veya direk kanat değiştirebilecek yeteneğe sahip oyuncumuzun az olmasıyla (Nuri Şahin, ?) da ilgisi var top "biraz fazla" defans göbeğine geliyor.

Göbekteki paralel al-ver lerden sonra Servet'in bilinçsiz veya en iyi ihtimalle yarı bilinçli şişirdiği toplarla ayağımızdaki topu rakibe veriyoruz. Sonra topu kapmak için prese devam...

Top bizde değilken daha iyiydik bugün. Rakibe ikili forvetlerimizden başlayarak kendi sahasında top çevirmesine izin vermedik ve 2-3 defa topu önemli bölgelerde kaptık, bunlardan birinde Burak ile net bir gol pozisyonu yakaladık. Yoğun prese ve sert savunmaya Sneijder 45te isyan bayrağını açtı.

Yukarıda bahsettiğim geriye doğru gereğinden fazla pas verme topu orda çevirmenin hesabını Huntelaar 52 de kesti. Golün kesinlikle biresyel bir hata olduğunu düşünmüyorum, geriye 1000 pas verirsen bu defans illaki birinde o "bireysel" hatayı yapar.
Eğer defansının göbeğinde Puyol-Pique ikilisi yoksa maç boyunca yaptığın pas trafiğinin önemli bir kısmını defans göbeği ile yapmayacaksın.

Nuri'nin araya attığı etkili paslar hücum kalitemizi arttırıyor, Burak da bu pasları değerlendirme potansiyeline sahip olduğunu gösterdi zaten. Nuri milli takımın banko 11 oyuncularından, Hiddink'ın sol açık için endişsesi olduğunu düşünmüyorum.


Sağ kanattaki Gökhan-Sabri-Hamit biraz daha hareketli olup etkili paslaşsalar sağ kanattan çok daha etkili hücumlar yapabilirdik. Sabri biraz daha içe dönük oynadı, son zamanlarda Hagi de Sabri'yi içe dönük oynatmayı denedi ama çizgide attığı deparlarıyla bildiğimiz Sabri tutuk kalıyor sanki o şekilde oynadığında.

Umut daha fazla etkili olmalı. Burak'ın olduğu kadar etkili olamadı.

Velhasıl Kazım'ın becereksizliği olmasa belki berabere bitirebilirdik maçı ama maçın bir "Hazırlık" maçı olduğunu göz önüne alırsak maç iyi bir maçtı diyebiliriz.


Gençler Hiddink'in yaptığı devrimin başarılı sonuçlancağına dair umut verdi. 2012 için ne olur bilemem ama bu gençler, bu takım en azından hepimize umut verdi diyebilirim.

Milli formamızı çok beğendiğimi de belirtmek isterim, formamıgeriver hareketindeki herkese selam olsun.

15 Kasım 1996

on 15 Kasım 2010 Pazartesi

Malum ortalık toz duman, böylesi zamanlarda nostalji yapmak bünyeyi bir nebze rahatlatır.

14 sene önce bugün, Sami Yen'de Beşiktaş derbisi...
Kadro :
Mehmet
Vedat - Bülent - Bekir
Tugay - Ergün
Filipescu - Hagi - Hakan Ünsal
Hakan Şükür - Arif

Yedeklere dikkat : Okan, Ümit ve Suat. Hakem Metin Tokat.
Maç 2-2 bitmiş, Hakan Şükür ve Ertuğrul Sağlam golleriyle...

Haydi Oğlum !




"Haydi Oğlum" blog camiasına katılmış bulunmaktadır. Herkesehayırlı uğurlu olsun.